Bilgi

Endüstriyel Atık Nedir? Atıkları Yok Etme Yöntemleri

Endüstriyel atıkların varlıkları dünyamıza zarar vermektedir. Sanayileşmenin yoğun olduğu bölgelerde atıkların çok daha fazla olması çevre kirliliğine yol açar.

Geri dönüşüme uygun olan endüstri sektöründe daha evvel işlenmiş ya da kullanılmış ürünlerin, maddelerden arta kalan ve işlenemeyen atıklara endüstriyel atık denir. Endüstriyel atıklardan kalan maddeler geri dönüşümü olmayan ve çevreye zarar veren atıklardır.

Bu atıklar entegre yöntemiyle geri dönüşüm yapılarak, piyasaya yeniden kazandırılmak isteniyor. İnsan sağlığını önemli ölçüde tehdit eden daha önce işlenmiş bu malzemelerin, piyasa içi dönüşüm yapılma amacı, oluşturduğu tehlike boyutunu en aza indirgemektir. Ekosistem üzerinde de olumsuz etki yaratan endüstriye atıklar, havaya, suya ve doğaya vermiş oldukları zararlardan ötürü çevre kirliliğine neden olurlar.

Çevreyi kirleten atıklar, eğer önlem alınmaz ise canlılar ve doğa üzerindeki yıllarca var olan dengeyi altüst ederek, dönülmesi zor bir sürece neden olabilir. Tarımdan kopup sanayileşen bir toplum için, ekolojik dengenin ayarının iyi yapılmaması demek, ileri ki dönemde büyük sıkıntılar yaşanacak demektir.

Endüstriyel Faaliyetlere Önlem Alınmazsa

İnsan sağlığını en fazla tehdit eden endüstriyel atıklar, içeriğinde solvent bulunan bileşikler ve asittir. Bunlar doğada uzun süre yok olmayan maddeler olduğu içinde, ilk dönüşmesi gerekenlerdendir. İkincil hammadde oluşumuyla, atık çöp miktarını aza indirip zararlı olanların etkisini minimum ölçüde tutmaktır. Böylece ekonomiye de katkıda bulunan geri dönüşüm sayesinde, doğal kaynakların zarar görmesinin de önüne geçilmiş olunur. Endüstriye atıkların oluşma sebebi bazen de, yaşanan teknoloji alanındaki gelişmelerden ötürü kullanılmayan, piyasadan kaldırılan ürünlerden de kaynaklanabilir. Böyle durumlarda ürünü tekrar piyasaya kazandırmayı hedefleyen firmalarla iletişime geçmek, daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

endustriyel atik 2

Endüstriyel Atıkları Yok Etme Yöntemleri

Endüstrinin hızla gelişmesi insanoğlunun gelişimine pozitif yönde katkı sağlarken, aynı zamanda da doğal dengelerin bozulmasına yol açabilmektedir. Teknolojinin gelişmesi ile paralel olarak gelişme gösteren sosyal ve ekonomik kalkınma, beraberinde doğal kaynakların ciddi şekilde tahrip edilmesine ve zararlarından kurtulmanın güç olduğu endüstriyel atıkların açığa çıkmasına sebep olabilmektedir.

Tüketim ve üretime bağlı olarak sınırları belirlenen faydalanma eşiğinin, bu değişkenlere oranla genişleyip daraldığını söylemek mümkündür. Tüketimin ve üretimin artmasıyla kimyasal madde kullanımı da artmaktadır. Kimyasal maddelerin kullanımının artması ile biyosfere karşı ciddi bir tehdit teşkil eden ve ziyadesiyle mühim bir konu olan; ‘ tehlikeli atıkların varlığı ve etkisi sorunsalı’ eskisinden daha somut olarak karşımıza çıkmaktadır.

Günümüz gelişmiş örgüt ve kurumlarının çok duyarlı davrandığı ve bu ülkü uğruna birçok program ve bilinçlendirme faaliyetlerinin yapıldığı çok önemli bir başlık vardır. Bu başlık ‘Tehlikeli Atık Yönetimi’dir. Bu alanda oldukça fazla uluslararası düzenlemeler yapılmaktadır. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, OECD gibi uluslararası arenada ciddi prestij sahibi bölgesel ve küresel örgütler bu konu üzerini ciddi çalışmalar yapmaktadır.

Dünyada açığa çıkan tehlikeli atıkların yaklaşık %85’i sanayileşme sürecini tamamlamış ve günümüzde gelişmiş olarak nitelendirilen ülkeler tarafından üretilmektedir. Buna oranla tarihte bu sorunla en çok uğraşan ülkeler de bunlardır.

Bu güne kadar 53 ülkenin imza attığı ve 183 ülkenin de destek verdiği ‘Basel Sözleşmesi’ne göre devletler tarafından daha az atık üreten teknolojilerin kullanımına yönelik adımların atması, temiz üretim teknolojilerini yaygınlaştırmaya çalışılması, tehlikeli atık üretiminin kontrol edilmesi ve yasa dışı trafiğinin engellenmesi için deniz kirliliği takip ve inceleme merkezleri kurulması, ülkeler arası dayanışma ve bilgi akışının geliştirilmesine yönelik adımlar atılması, petrol tankerleri örneğinde görüldüğü gibi atık kirliliğinin yol açtığı ani felaketlere karşı acil yardım merkezlerinin kurulması gerekmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu